93′te çok küçüktüm, yaş 7. Abim ve kuzenim “metalika” diye bi grubun konserine gitmişti. Takip eden günlerde, aylarda ve hatta yıllarda bitmek bilmez bir trivia.
Abi: Jason’ın soyadı?
Ben: Newsted!
Abi: (arkadaşının yanında) Bu hangi şarkının girişi?
Ben: *kafamı oynamakta olduğum legolardan kaldırmadan* sed bat turu.
Lars’la James’in bateride atışmaları. Her anını her sahnesini ezbere bildiğim o efsanevi konser.
Yıl 99, Metallica tekrar Türkiye’de. Åžaka gibi! Ama hala çok küçüğüm ve yetmezmiş gibi artık istanbul’da oturmuyoruz. Allahtan üzerimde ergen salaklıkları var, çok da içime oturmuyor kaçırmış olmak. Bir de konserden sonra “çok kötüydü, lars fena sıçtı” gibi yorumlarla hayal kırıklığı duysam da içime su serpiliyor. Yıllar geçiyor, metal müziğin kapısına uğramıyorum ama hala Metallica dendi mi bi durup kulaklarımı kabartıyorum. Evimizde yaşanan DVD devrimi ile teker teker konser kayıtları dökülmeye başlıyor. Live Shit turnesi San Diego konseri, Cunning Stunts, S&M, some kind of monster… Her bir konser kaydı ile “adamlar ne çalıyo bee!” diyoruz. S&M olabilecek en üst nokta. İzlerken bütün tüyler diken diken. Some Kind of Monster ile grup hepten aile ferdi oluyor. Aralarındaki diyaloglar, anlaşmazlıklar, her şeyle üzülüp seviniyoruz.
2007-2008, Metallica yeniden türkiye’de. Artık yaşım 23, bunu kaçıramam. Ama ya 99′daki gib fena olursa. St.Anger’ın durumu malum, Load ve Reload çok iyi parçalar barındırsada genelde biraz zayıf kalıyor. Metallica hepten piyasa oldu, yaş ilerledi, jason yok…korkular korkular korkular. Ama şu dünyadan göçüp gitmeden bir Metallica konserini kanlı canlı izlemem lazım.
Read the rest of this entry »