14th September
2008
written by Ebekulak

Son zamanlarda bir kaç farklı kişiden blogumda objektif incelemeler yerine daha kişisel şeylere yer vermem konusunda istekler aldım.

Doğruyu söylemek gerekirse ara sıra açıp “kişisel bir şeyler” yazmaya giriştiğimde bir noktadan sonra öfke boşalması yaşıyor veya emoya sarıyormuş gibi hissediyorum ve daralıp kapatıyorum. Agresif bir insanım sevgili okur ayrıca son haftalarda gittikçe artan stres katsayım var.

LaptopAslında her şey bundan 1 ay kadar önce laplop’umun (düzeltme beni, ben ona ‘laplop’ demeyi seviyorum) şarj aletinin bozulması ile başladı. Üşengeçlik ile “iyi lan böyle” duygusunun karışımı ile iş çıkışlarında offline bir hayat sahibi oldum. Günde 14-16 saat boyunca bir(iki?) bilgisayar ekranına 30cm. öteden bakmak pek sağlıklı değil ve bu offline hayat öncelikle gözlerime iyi geldi (göz akı olmaktan vaz geçip göz alı oluşmuştu).

Bunun yanı sıra televizyon izleme fırsatı buldum. Evet, izleyecek hiçbir şey yok, ama ben sadece Discovery Channel izleyerek yaşayabilirim. Nasıl ki analarımız Elveda Rumeli, Parmaklıklar Ardında, Yaprak Dökümü ve Ihlamurlar Altında gibi pastoral temalı dizilerle yaşıyorsa benim için de American Chopper, Mythbusters, Overhaulin, Really Big Things ve Dirty Jobs da o konuma geldi.

Offline hayat ayrıca uyku düzenimi yerine koymamı sağladı. Şimdi aranızdaki “yeaaaabi ben zaten uz uyuyorum, bişi olmuyor, gencim ben ha bi de internetçiyim bizim sektör gece yaşar” diyenlere yok yere yazar-okuyucu arası gerginlik oluşmasın diye sert konuşmuyorum, keza ben de sizden biriydim, ama şu kadarını söyliyeyim ki yanlışsın artı salaksın…

Agresif olduğum konusunda uyarmıştım.

Her neyse, offline hayat aman şöyle güzel, böyle şukela, gel dikiz daha az dış etkiye maruz kalan beynim, çok da etrafında dolaşmasını istemediğim konularda fazla mesai yapmaya başlıyor. Bu durumun da faydaları var tabi, çok uzun zaman önce beynimle kalbimin(ki bazen kalbimle barsaklarım yer değiştiriyor, ve hangisi hangi işi yapıyor çok emin olamıyorum) aynı anda çalışmasının benim için zararlı olduğunu öğrenmiş olduğumdan bundan 6 ay, yahut 2 sene öncesine göre irade gücümün 150% arttığını söyleyebilirim. Hani öyleki bir kavanoz nutellayı açmadan 4 gün giderim. Öyle bir kudretten bahsediyorum.

Konu dağıldı.

Dr. HouseBeynim ince işlerde fazla mesai yapıyor ve benim bunu engellemem lazımdı. İşte bu noktada evdeki dvdlere bakarken “House” dizisinin sezonlarını buldum.

House’dan nefret ederim.

Adamın adını duyar duymaz bütün sevgililerimin pantolonu düşüyordu.

Evet, hoşlanmıyorum. Bir insanın binlerce kilometre ötedeki bir pezevengin canlandırdığı rol karakterini kıskanması ne kada salakça bir şeyse, bir başka insanın aynı kişiye karşı tahrik olabilmesi de eş derecede gerzekçe.

Ne derler bilirsiniz, “Keep your friends close, keep your enemies closer.”

Oturdum izlemeye başladım.

Fena değil.

Tamam tamam, güzelmiş hakkaten.

Bu tükürdüğümü de yaladım işte.

manikin_offline

İlgili Başlıklar

2 Comments

  1. İlk denemen mi bilmiyorum ama benim hoşuma gitti. Yaz arada böyle. Toplu Twitter gibi birşey. :D “…Günde 14-16 saat boyunca bir(iki?) bilgisayar ekranına 30cm. öteden bakmak pek sağlıklı değil…”
    5 cm. daha uzaklaşman gerek Onur. Sloganı unuttun galiba: “35 cm. mesafeden okunası blog”. Ama değişecek yeni tasarımla birlikte. 30′a çekmeyi planlıyorum. Gözlerine yazık. :D

  2. OC says:

    Ne zaman böyle yazılar yazsan, okumaya başlıyorum ve finale doğru çok sıkı bir yazar potansiyelinin güme gittiğini düşünüp, yazının ortalarında içimde filizlenen beğeni duygusu sonunda yerini sinire bırakıyor. Kağıt kalemden üşeniyorsan, aç bir blog, kimse için yapma, kendin için yaz, kendin için yap.
    Unutma ki; “If you build it, they will come.