Issız Adam'ı izledik, başımız göğe erdi

Issız Adam hakkında yazmayanı dövüyorlarmış dediydi t8e.
GeçtiÄŸimiz haftalarda çeÅŸitli kızların darp giriÅŸimine maruz kaldıktan sonra sonunda dün gidip izledim filmi. “O ÅŸimdi asker” t8e bey zaten çok güzel irdelemiÅŸ konuyu, ben ise daha spoilerÅŸinas bir yazıyla konuya eÄŸiliyorum.Ö–ncelikle oyunculuklar çok fena. Ada(melis birkan) ve Alper(cemal hunal) karakterleri her sekansta “bu sefer ben kötü oynıycam.”, “hayır beeen” dercesine paslaşıyorlar. Bir planda Ada’nın diyaloÄŸu ve vurguları kusursuza yakın iken bir sonrakinde alabildiÄŸine yapay. Her cümleden sonra gelen es’ler karşılıklı diyalogları akıcılıktan uzaklaÅŸtırıp iÅŸkence seanslarına çeviriyor. Oyuncuların acemiliklerine ve ÇaÄŸan Irmak’ın oyuncular üzerindeki kötü yönetimine veriyorum bu durumları. (“ama eski filmleri…” diye baÅŸlayan cümlelerle gelmeyin bana, Çetin Tekindor’la Hümeyra’yla, Fikret KuÅŸkan’la babam da blockbuster film çeker)
Hikayeye gelirsek, toplum genelinden uzakta, özellikle ana karakterin hayatını yaÅŸayan zümre sadece İstanbul’a özgü veİstanbul içinde bile o kadar sık rastlayamıyacağınız bir hayatı yaÅŸamakta, baÅŸarılı aşçı, beyaz bandana…çok eÄŸreti ve bir o kadar da arak geldi bana ama nerden aparıldığını tam bulamadım, sanki Spanglish’de Adam Sandler’ın karakterinin kötü ikizi gibi bir ÅŸey olmuÅŸ. Ada ise biraz daha sık rastlanabilecek bir kadın karakteri çiziyor. Ana iki karakterden birinin bu kadar bizden uzak diÄŸerinin ise bize bu kadar yakın olması haliyle “ben herkes gibi deÄŸilim” ve “aa aynı ben” ÅŸeklindeki mal egolarımıza aynı anda hitap etmekte ve ister istemez herkes kendinden yada “o”ndan bir ÅŸeyler bulmakta. Gel gelelim kliÅŸe bombardımanı ve bir lise aşığının defterinden fırlamışçasına baÅŸarısız edebiyat parçalama giriÅŸimleri ile daha da rahatsızlık veriyor film. Hele o son sahnede düşüncelerin dublajlanması…çok kliÅŸe ama daima tutan bir konsept olmasına raÄŸmen diyaloglar öylesine baÅŸarısız hazırlanmış ki, duygu seline kapılmanız gereken bu anda yapaylıktan kendinize yabancılaşıyorsunuz.

E peki insanlar nasıl oluyor da bu filmden iki göz iki çeşme çıkıyorlar?
Sanıyorum ki yukarıda bahsettiÄŸim özdeÅŸleÅŸtirmenin yanı sıra kendi hayatınızdan, geçmiÅŸinizden ortak diyaloglar, dükkanlar, tadlar yakalamakla alakalı. Ha tabi bu noktada ÇaÄŸan Irmak’ın akıllıca davranarak İstanbul’da yaÅŸayan ortalama her aşığın bir noktada mutlaka içinden geçtiÄŸi mekanları kullanması da etkili oluyor tabi.
Peki hiç mi güzel yanı yok bu filmin? Filmden çıktığımda film başlamadan önce içinde bulunduğum duygusuz öküz halimden hiç uzaklaşmadım mı?
Var tabi güzellikler. Ö–ncelikle Melis Birkan ne güzel bir kız öyle?! Belli film için kilo aldırmışlar (film için olmasa, kendi doÄŸal kilosu olsa da olur), çok ÅŸirin olmuÅŸ. Gel gelelim, o tombik yüz, yanaklar ve gülünce yanaklarının üstünden çıkan elmacık kemikleri ile alabildiÄŸine ÅŸirin, alabildiÄŸine güzel. Sonrasında istiklal caddesi esnafı tarafından son derece tüketilmiÅŸ ve bayma sınırına gelmiÅŸ olsa da filmin müzikleri, ve o ÅŸarkıların film içinde kullanıldığı sahneler mükemmele yakın. t8e’nin bir baÅŸka yerinde tespiti “Türk pop müziÄŸi 70′lerde zirvesini yapmış ve o noktanın ötesine geçememiÅŸtir”i kanıtlarcasına her ÅŸarkıda isanın tüyleri diken diken oluyor. “Ah be, ne güzel ÅŸarkılar” dedirtiyor. Sonrasında senaryo ve oyunculukların baÅŸarısızlığına raÄŸmen Türk sinemasında iÅŸin içine doÄŸu edebiyatını, töreyi veya villalarda yaÅŸayıp range roverdan inmeyen 250.000$’lık uzaylı çiftlerin suniliÄŸini katmadan, genç bir kadın ve bir erkeÄŸin aÅŸkını anlatan, sadece o aÅŸkı anlatan bir film yapılmasından mutluluk duydum. Elin hollywood aÅŸklarına, bize her açıdan uzak aÅŸklara özenip kendi aÅŸklarımızı o filmlerden feyzalarak baÅŸarısız bir dublaj içinde yaÅŸamaktansa, gerçek bir Türk erkeÄŸi ve kadınının aÅŸk hikayesini izleyip, oradan aparma replikleri kullanmayı tercih ederim.

Ama yinede filme giren ve çıkan öküz arasındaki en büyük farkı oluşturan şey, bu pesimist aşk masalını izleyince, aşık olmayı ne kadar özlediğimi anlamış olmamdır.
Ö–zetle, teker teker ele aldığımızda kötü bir film olmasına raÄŸmen bütün halinde sunulduÄŸunda bir ÅŸekilde insana kendini beÄŸendiren bir filmdir ıssız adam, ki filmin bu özelliÄŸini Alper’in gastronomi üzerine tespitlerine baÄŸlayıp ortaya şöyle ÅŸekilli bir cümle çıkarmak çok şık olurdu. Aklıma daha önce gelseydi yazının ortalarında bir yerde yapardım bunu valla.
Neyse artık, bir sonraki ÇaÄŸan Irmak filmine kalsın o da….
Katılmıyorum Sana..Saçmalamıssın 2 Oyuncuda Gerekten Cok GÜzel Bİr Oyunculuk Cıkarmıs..Sen Filmi Nerenle İzledn Acaba ?
Tamam beğenmemişsin ama İsaya kadar gitmene gerek yoktu bence.