This post was published 1 year 2 months 3 days ago, therefore what is written below is probably expired or totally wrong at the moment.
Yıl’95, yurt dışı vukuatından hemen sonrası, yazlıktayım. Yaşadığım bu mental çöküntü daha meyve vermemiş, üstelik eşşek gibi ders de almamışım hala safım. Yazlık kavramı benim için ilkokul dönemlerimde başlamış ve lise 1 dönemine kadar devam etmiştir. Bu dönemide Yıl’95 içerisinde barındırmaya karar vermiş olup az sonra anlatacağım olaylar içerisinde geçen kişileri daha sonraları defalarca frp oyunlarımda NPC olarak oynatmış ve hepsini teker teker öldürtmüşümdür.
Akşam 8 suları bir ağustos gecesi, benimle inceden alay geçen ama sitenin çocuğu olduğum için çok da bertaraf etmeyen abi grubu, aşağıdan zili çalar ve onlarla sahile gidip gitmeyeceğimi sormaktadırlar. Åžaşırarak tamam geliyoruuuum! cevabını veriyorum. En fiyakalı kotumu (buz mavisi kotumu) giyip, siyah çerçeveli gözlüğümün tüm alımlılığıyla onların emirleriyle 5 metre öteden yürüyorum sanki yarı çapımda bulunan tüm varlıklara -charisma penalty- veriyorum yada bendeki bu buz mavisi kot -cursed item-. Sahile geliyoruz, sahildeki site çocukları her zaman bize biraz mesafeli olmuşlardır, herhalde onlar daha kalabalık, daha fazla sahile yakın ve biz arkalardan gelip onların iskelelerinden suya atlıyoruz diye düşünüyorum. Abilerle bir banka oturuyorum, birkaç kişi geliyor bunlar arasında benden 3-4 yaş büyük ergen bir kız da yaklaşıyor, gözümü alamıyorum, abiler yanımdan kalkıp beni yalnız bırakıyorlar ve kız yeni açılmış bir 52lik desteden kupa kızının şlak diye çekilmesi gibi nazikçe yanıma oturuyor. Kalbim ağzımda her an saçmalayabilirim, avuçlarım terlemiş buz mavisi kotuma siliyorum arada bir, baldırlarım kasılmaktan bir süre sonra ağrıyacak belliki.
Kız konuşmaya başlıyor; Merhaba ben zıbıl Senin adın ne?
B: Bıkbık…
K: Sen martı sitesindensin dimi?
B: Evet evet…
K: Kaç yaşındasın?
B: 12…
K: (Barney’nin “ooooooovvv moment”ı gibi bir hal oluyor kıza)Â hımm demek 12…
B: Sen? (Stefani’mden* daha fazla konuşabildiğim bir kızla karşı karşıyayım, en azından süre olarak)
K: 16…Bak çok uzatmıycam, seni beğendim, benle çıkar mısın?
B: (Kafamda değil dünyanın heryerinde ziller çalıyor, bünyem ve algım daha önce duymadığı bir şeye tepki veremiyor ve sanki kendi kendini kapatmak için geri sayım yapıyor. Mavi ekran veriyorum. o sırada tek söyleyebildiğim…) eeee şey… düşünmem lazım…?
K: Tamam sen düşün ben yakınlardayım. Görüşürüz.
Bundan sonrası tahmin edemediğim kadar hızlıca gelişiyor; Başımı ellerimin arasına alıyorum, ne yapacağıma karar vermeye çalışıyorum o sırada abiler yanıma geliyor ne söyledi ne söyledi diyorlar. Benimle çıkar mısın dedi diyorum, onlarda eee diyorlar bende düşünmem lazım dedim abi düşünmem lazım…
Bir kahkaha tsunamisi bana doğru ilerliyor, ezdi ezecek derken iricene bir abi şahısı kızgın bir suratla beni saran çemberi yarıyor ve ” Napıyosunuz lan siz!(sanırım kızın abisi) gidin şakanızı başka sitede yapın itler, he bide… salakmısın lan sen!?” diye bana soruyor.
Ben olayın şaka olduğunu daha kavrayamamışken, soru işaretli gözlerimle salak sözüne alışkın olmama rağmen sindirmeye çalışıyorum. Çember bir anda genişleyip sis gibi dağılıyor. Sitenin ücra bir çıkışından evime doğru ilerlerken kendimle bile bu konuyu konuşmuyorum. Eve gidip ace of base ve cranberries kasetlerini bulup walkmanime takıp sararmış tommiks ve zagorları okumaya koyuluyorum. Kafamda bu aşağılanmanın krokisini çıkartmam o yalıtılmış zekayla nerdeyse imkansız, bunu idrak edecek duruma gelmem ve sindirmem Lise dönemine denk geliyor.
Yazlığa lisede geri dönüyorum ve bir öğlen, memelerim olmadan, farklı bir tip ve uzun boyumla o sahilden geçerken aynı bankta o kızı görüyorum (valla) bakışıyoruz, salise itibariyle tüm sahneler gözümün önünden geçiyor, garip bir şekilde bana bakıyor, tanıdımı? bu surat ifadesi üzüldüğüne mi işaret ediyor derken ağır adımlarla yıl95 dönemindeki müdavimi olduğum aterici dükkanına devam ediyorum, arkamda güneş batıyor.
* Bakınız Yıl’95, #1 Stefani buluşması.

















