Hayır, Scrubs’daki ukulele çalan kız karakterinden bahsetmiyeceğim.
Kendisinden 1 ay önce, Friendfeed’de Serdar Kuzuloğlu’nun şu videoyu paylaşması sayesinde haberdar olduğum Fransız bir kızdan bahsedeceğim.
Beni tanıyanlar, Fransa ve Fransızlar ve Fransaya ait her şeyden hiç ama hiç hazzetmediğimi, bu yüzden blogumda Fransız bir kızdan övgüyle bahsetmenin nasıl bir milat değeri taşıdığını bilir.
Arada bir yok oluyor, sonra aksanlı İngilizcesi ile neler yaptığından bahsediyor. Dil bariyeri yüzünden mi yoksa doğal hali mi bilinmez, biraz şaşkın, biraz deli birine benziyor. (yine beni tanıyanlar, bunların karşı cinste karşı koyamadığım iki ana özellik olduğunu bilirler)
Fransızcam pek olmadığı için hakkında ayrıntılı bilgiye erişemedim henüz ancak Facebook’da hayran sayfası olduğunu ve Fransa’da konserleri olduğunu biliyorum. Takip etmek veya bana yardımcı olmak isteyenlere duyurulur. :)
Benim İstanbul’dan Fransa’ya yolladığım derin duygular bir yana, bu güzel kızın coverlarını tanımanızı istedim. Belki bu vesile ile Babylon olur, Ghetto olur, birileri sesimi duyar da konsere getiri kendisini İstanbul’a.
Belki bana da bi backstage pass filan ayarlar. hm?
Evvel zaman içinde bir masal ülkesindeki Megakent’te yağmur yağmış. Etrafı sel basmış. İnsanlar ölmüş, yetkililer çıkıp “sıkıyonuz doodorantı, sıkıyonuz parfümü soora sel oluyo” demiş.
Sel sırasında o ülkenin en sevilmemiş, uğruna galeyanlara gelinmiş, oteller yakılmış, yazdığı kitapları kendi boyunu geçen tanrı tanımaz, devlet tanımaz, sivri mi sivri dilli ama tüm dünyayı içine alıp üstüne hala yer kalacak kadar büyük kalpli bir adamın aydınlık beyinli aydın çocuklar yetiştirmek için kurduğu vakıf da zarar görmüş.
Onun gençleri organize olmuş, başka gençleri organize etmiş. Pamuk eller cebe gitmiş, durup dururken insanların içine polyanna kaçmış. Karaköy’de, Sümerbank binasında 26 Eylül pazar günü selde zarar gören Nesin Vakfı için yüzden fazla sanatçının katılımı ile bir yardım günü düzenlenecekmiş.
Adamın biri gelip diycek ki “bu milli marşın melodisi iğrenç ayrıca sözleri de çok saçma. Bence zippe dee doo dah şeklinde olsa sözler, bi de x grubu söylüyomuş gibi olsa daha güzel olur” diycek, bunu demonstre edecek, VE O SOYSUZ KÖPEK HALA HAPİSLERDE ÇÜRÜMÜYOR OLACAK?! AKLIM ALMIYOR!!!!
EVO 2004 street fighter turnuvasında Justin Wong (Chun-Li) Daigo’ya karşı (Ken).
Ben Street Fighter’ı atari salonları “abi geçimmi” diyaloglarında bırakmışım (şurda biraz bahsetmiştim) bizim zamanımızda darbelere karşı blok alınıyodu ama o da az da olsa canından götürüyodu. Yeni sürümlerde “parry” özelliği gelmiş, rakibin darbesini vurduğu anda yapılan counter hareket ile hiç darbe almamak mümkün. Deli işi tabi o zamanlamayı tutturmak.
“I draw pictures, from your titles.” diyor Sam Brown
iPhone kılıfları, laptop skinleri araştırmış olanların mutlaka karşısına çıkmıştır bir kere explodingdog çizimleri, kırmızı robotları çok meşhur. Çok güzel. Gönderilen cümlelerden bazen çok ilginç yorumlar çıkarabiliyor. Çizimleri gayet basit, paintle veya kuruboya ile çizilmiş gibi. Ama nedense insanın hoşuna gidiyor.
İlk gördüğümde demiştim ki “lan bu adama 10binmilyon title yağıyodur, denediğime bile değmez.” sonra geçen hafta dayanamadım attım bir mail. ÇAT! diye ertesi gün çizim sitesindeydi.
Sempatime sempati kattı.
Yeri gelmişken, Türkiye’den çizimlerini çok beğendiğim Bengi Gençer de böyle bir şey yapsa ne güzel olur değil mi? Ama friendfeed’den takip ettiğimiz kadarıyla kendisinin işleri başından aşkın. Ama yine de güzel olurdu bence.
Yılın en iyi filmlerinden biri olarak nitelendirilen Up öncesinde gelenek gereği yayınlanan yeni Pixar kısa filmi, Partly Cloudy (Parçalı Bulutlu). Kelimeler kifayetsiz.
Numan‘dan muhteşem bir altyazı çalışması. Çok uzun zamandır Türkçe bir dublaj/altyazı çalışmasına bu kadar gülmemiştim. amsikgöt muhabbetine girmeden de gerçekten çok komik işler yapılabildiğini bir kez daha gösterdiğin için teşekkürler Numan, ellerine sağlık.
Bir çiftlikte boğayla keçi arkadaş olmuş. Beraber gezip dolaşırlarken bir gün boğa çitlerin öbür yanında otlayan inekleri, koyunları görünce hemen keçiye gidip, “olm gel bak öteki taraf cıvıl cıvıl, biz de geçelim” demiş. Keçi “nası yapıcaz abi?” diye sorunca, “Ya merak etme, çitin öteki yanına atlıycaz, kızlarla takılır akşam çiftçi gelmeden geri döneriz” diye cevap vermiş boğa.
Keçinin kafasına yatmış bu plan, iki kafadar çitin az gerisinden hız alıp önde boğa arkada keçi koşmaya başlamışlar. Boğa zıplamış, tam çitin üstünden geçerken testisleri dikenli tellere takılıp kopmuş. Keçi sert fren yapmış, “abi niye durdun, gelsene” demiş.
Boğa üzgün ve utanık bir şekilde aşağıyı işaret ederek “ben bir işe yaramam artık, sen git.” deyince keçi gülerek kafasını sallamış: “Ya olur mu abicim, gel, danışmanlık yaparsın.”