Ebekulak

Geek and proud of it

Ebekulak Ne?

Posted by ornitorenk On July - 9 - 2009

Okuyunuz,


ebekulakatillaOrda duruyor. Nasıl olsa eninde sonunda göz göze gelicez. Ama ilk hareket ondan gelmeli, bekliycem. Kahretsin. Yine çok güzel, çok…

Aklıma tüküreyim, nasıl da terkediştik Yasemin’le. Okulun kantinindeydik galiba. “Sen” dedi, “hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya aşık olursun”… sana ne kızım gönlümün kahyası mısın gibisinden laflar geveledim… “Köpek gibi geri dönersin ama” dedi…

O lafı demeseydi ertesi gün geri dönerdim belki… Ne o ne ben dönmedik ve üç yıl sular seller gibi geçip gitti.

Olanca güzelliğiyle hala orda duruyor. Beni gördüğünü biliyorum. Yanına gidip “merhaba” desem çok büyük bir taviz sayılmaz. Yanındayım… İlk darbeyi “şişmanlamışsın” diyerek indirdim… Karşı saldırı anında geldi, beni öldüren gülümseyişiyle “senin de saçlar gidiyor galiba” dedi…

Arada boşluk kalmadan “Gamzeni ne yaptın” diye sordum. “Yanağında gamze vardı aldırttın galiba… ya da fondotenlerin altında kalmış gözükmüyor”… kıvılcımlar saçarak; “hayatımda suratıma fondoten sürmedim ben” dedi. Güzell, sinirlendi… yumuşatmalıyım…

“O zaman gül bakalım, gamzen yerinde mi gorelim”… Hemencecik güldü… Yavru kedi mi yuttum, içimi ne cırmalıyor? Niye kalbim küt küt atıyor ki? Bir gülüşte böyle olursam, sonrası napar beni…

“Sahilde yürüyelim mi, banklara otururuz” dedi… İşte zafer. Belli ki o yavru kediden Yasemin de yutmuş… yürüyoruz… saatine baktı “iki saat sonra Özkan işten çıkar” dedi… Özkan haa… demek Özkan…. Kasten ismini yanlış söyleyerek… “ne iş yapıyo bu Öztan?” dedim… “reklamcı” diye yanıtladı… “ben tanıyo muyum bu Özcan’ı?” durdu, kızdı ama belli etmiyor… “tanımazsın, Özkan Boğaziçi’nden”…

Demek Özkan Bogaziçi’nden… iyi… aferin Özkan’a. Bravo yani… eşşoğleşşek Özkan… İbibik badem… Bakışlarımdan düşüncelerimi okumasın diye denizi seyrediyorum. “Senin Minö ne yapıyo?” diye sordu. “Minö” ne demek be kızım… benim taktiğimi kullanıyo… ben ısrarla “ipimde diil” muamelesi çekerek herifin adını yanlış söyledim ya… o da benimkinin adını tahrif ediyor. Mine yerine Minö… pes yani… bari Emine filan de be kızım… yuh yani… feci dalga geçti benle… “Gitti, Amerika’da” dedim.

Çay bahçesindeyiz. O da ne? Yasemin’le şarkımız çalıyor… “Arapsaçı”… ha ha hey… şimdi bittin işte kızım… sen dayanamazsın bu şarkıya. Kim kime köpek gibi dönermiş görücez. Hele bir şarkının orası gelsin. “gönlum söz dinlemiyor sevdiğimi ver diyor… aaah aşk yüzünden… arapsaçına döndüüm, çöz beni arap saçı, çivi çiviyi söker, budur bunun ilacı”…

Peki bana noluyo lan? şarkıyı dinlememek için içimden “gün doğdu hep uyandık siperlere dayandık” marşını tekrar ediyorum… o da kafasını çantasına daldırmış “bir şeyler arıyormus” rolü kesiyor.

Şarkı yüzünden iki tarafta da zaiyat yok… Bravo, direncine hayranım be kızım… “Gitmeliyim” dedi… giit… “kal” mı diycem sanıyorsun… “İyi” dedim… “Sen bilirsin” … git… git…. Özkan bekliyordur… yürrü.. son bıçağı sapladım. “Kilo vermeye çalış. Özton’a benden selam”…

snailshellUsulca kalkıp masadan uzaklaştı. Ardından bakıyormuş gibi olmamak için masa örtüsündeki kırmızı kareleri saymaya karar verdim… bir… beş… on…

Allahım… Ebekulak… Beykoz’da dolaşırken … Tam dört yıl önce yerde bulup ona vermiştim… kocaman bir sümüklüböcek kabuğu… “bizim köyde bunlara Ebekulak derler… yağmurdan sonra çimenlerin üstünde bir sürü olur… çocuklar avucuna alıp şarkı söyler.. al senin olsun, beni hatırlarsın”… Şimdi o Ebekulak iki kırmızı karenin arasında öölece duruyor… Şarkı sırasında çantasını karıştırıyordu… o zaman koymuş olmalı… silah olarak Ebekulak çekeceğini hesaba katmamıştım…

İçimdeki yavru kedi debelendi… Diyememekle geçen ömrüme bir de “Yasemiin” sözcüğü eklendi…

yüz kırmızı kare…

bin kırmızı kare…

Atilla Atalay

VIDEO

TAG CLOUD

More of Me & Some Links

About Me

Onur Cengiz, an itibariyle 24, bi ara 25 olacak. Leğen burcu. Doğum yeri ve ikamet İstanbul.

Twitter

    Photos

    HalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenHalloweenGalata Kulesi