
Â
Geçtiğimiz günlerde twitter’da karşılaştığım kısacık bir webcomic. Pek eğlendirdi beni, buyrun siz de eğlenin.
25 hours Batman

Eğer 3 vakte kadar bir The Dark Knight yazısı yazmazsam, Ebekulak beni öldürecek. Zaten filmle ilgili trollvari yorumlar tepemi iyice attırmış durumda.
“Joker’i, Batman’i çıkar, bombok bir film” diyorlar ya, hastasıyım.
Mulder’ı, Scully’yi çıkar The X-Files’tan, bombok bir dizi.
Clarice Starling’i, Hannibal Lecter’ı çıkar Silence of the Lambs’ten, 3. sınıf polisiye.
falan.
Neyse, en kısa zamanda uzun uzadıya filmi yorumlamak dileğiyle..
Dark Knight coşkusunun bünyemizi sardığı şu günlerde uzun zamandır reklamı yapılan ve beklenen filmi torrent ortamlarına düşer düşmez aXXo abimize hayır duaları eşliğinde çekip izledik tabi.
Ö–ncelikle söylemem gerekir ki Batman: Gotham Knight muadili gösterilen Animatrix’ten çok çok daha aşağıda bir yapım. 6 farklı çizim tekniği ile 6 farklı hikaye işlenmiş ama aslında tüm hikayeler tek bir omurga üzerinde birbiri ile bağlantılı ilerliyor. Hikayenin genel olarak Batman Begins ile Dark Knight arasındaki süreci anlattığı iddiaları ise biraz havada kalıyor malesef. Dark Knight’ı izlemeden bir şey diyemeyiz ancak Müfettiş Gordon’un yardımcıları olan 2 dedektif ve arkham kaçkınlarına yönelik “oradaydım” belgeseli tandanslı bir kaç değinme dışında bir bağ görmek mümkün değildi. Sadece working through the pain isimli episodeda Bruce Wayne’in kaçak yıllarıyla ilgili güzel bir ayrıntı sunuluyordu, ve netekim mevzubahis episode da 6 film arasında en tatmin edici olan idi.

Daha izlemeden hakkında sayfalarca yorum yapabileceğim Dark Knight’a kıyasla, aslında anlatacak ve irdeleyecek daha fazla şey sunması mümkün ve beklenen Gotham Knight’ın bu kadar zayıf kalması üzücü. Biraz hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur hani. Hatta bu noktada sözlerime son vermeden önce arasında uzun bir zaman aralığı olan iki film için animasyon film yahut seri çekme modasından ne kadar rahatsızlık duyduğumu belirtmek isterim. Beklenenden çok daha başarılı olmuş ve ardından gelenler için bir kalite çıtası olarak benimsenmiş animatrix serisi dışında öne çıkan iki örnek, star wars: clone wars ve batman: gotham knight malesef başarısızla yüzleşti. Bu durumda ana filmlerin yapımcı/yönetmenlerinin bu ara serilerde parmağı olmamasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Devam filmleri zaten yeterince zorlu bir süreçtir, bir de bu tip konudan kopuk ve uzakta kalan ara seriler ile izleyicide “oha arada neler neler oldu, bu adamlar hala alık gibi dolaşıyor” tepkisi doğurmaya ne gerek var?
Haftanın olayına gelmeden önce yılın en merakla beklenen filmlerinden biri olan Batman: Dark Knight’ın son trailer’ı burada yayınlandı.
Ironman manyaklığından çıkmış, gevşemiş kaslar ve aptal bir sırıtışla günü geçirmeye hazırlanırken karşımıza çıkan bu trailer ARK reaktörünün az altına konuşlandırılmış olan geek noktasına öyle bir baskı yaptı ki itiraf etmeliyim, fragmanı izlerken nefesim kesildi.
Heath Ledger kesinlikle ve kesinlikle Jack Nicholson’ı silmekle kalmayıp tüm çizgi roman fanlarının zihnindeki Joker imajını kökten değiştirecek eşi benzeri görülmez bir performans sergilediğini bir kez daha bize anımsatıyor. Kendisine olan kızgınlığım ise her yeni haberde daha da çok artıyor. Bunun yanı sıra dikkatli izleyiciler için 02:03′de büyük bir spoiler yatmakta.
“Gelse de gitsek” demekten başka bir şey gelmiyor dilime vallahi…