Ebekulak çok yoğun! // Ebekulak is uber busy

Blag, Ebekulak No Comments »

Tam geçen hafta Pronet bitti bitiyor diye rahatlamışken, Bebedor‘a kitlendim şimdi de sevgili okuyucularım, hiç vaktim yok. Yetmezmiş gibi haftasonu notlarından gözünüze çarpmıştır belki, bilgisayarımın adaptörü bozuldu. Ev sınırları dahilinde bilgisayar kullanım imkanım pek fazla değil, anca arada sırada, şu anda olduğu gibi iyifikir‘in bilgisayarını ninjalıyorum(”ninjalamak” ne demek bilmiyorsanız World of Warcraft oynayan birine sorun). Bu sebepten bir süreliğine sizlere istediğim hız ve yoğunlukta yazılar yazmam mümkün değil. Kusura bakmayın, kusura bakmazken beni de unutmayın ama.


I’ve been having some really busy time with my office work, and like that is not enough my notebook power source is broken, so my pleasure internet maneuverability is greatly hampered. For a little while, I will not be able to blog as much or frequent as I want to, but you keep an eye on here just in case.

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Haftasonu neler oldu? (Kişisel Günlük)

Ebekulak 1 Comment »

sound mixerCuma:
Kalfest, moonspell konseir gazı ile işten erken çıkaraktan Habip’i de kapıp Kadıköy’e damladık. Festival mekanının lise olduğunu unutarak “nası olsa içerde bira vardır” diyerek girip soğuk sandviçler ve meyve sularından oluşan büfeyle burun buruna gelmemizi müteakip hayal kırıklığı eşliğinde duvara çömerek Malt’ı dinlemeye başladık. Kurban’ın ilk albümünden beri en hoşuma giden türkçe rock albümlerden birini çıkarmış olan ve bir türlü canlı dinleme fırsatı bulamadığım grup doğruyu söylemek gerekirse benim en merak ettiğim performans idi. Malesef beklentilerim aksine parçaları albüm kaydının 40% hızında bir tempo ile çaldılar, birazda havanın halen aydınlık olması ve en fazla 100 kişilik bir kalabalığa karşı çalıyor olmaları nedeniyle son derece sönük hatta hayal kırıklığına sebep olan performanstan sonra Pentagram çıkana kadar geçen 1.5 saatlik süreye yönelik tek ayrıntı ilk görüşte aşk deyimini yıllar sonra bana yaşatan kızla karşılaşmamdır. Gel gelelim, bir süre merdivenlerin dibindeki duvarda yan yana oturmamıza rağmen o anda kördüğüm olmuş bir basirete sahip olan bendeniz Ebekulak bey ağzımı açıp da tek kelime edebilmiş değilimdir kendisine. Acımız büyük. Herneyse, bu küçük aşk trajedisinden sonra havanın kararması ile Pentagram sahneye çıktı. Pentagrm sevmem. Dinlemem. Ama yaptıkları müziği sevdikleri yahut seviyor gözükecek profesyonelliğe ulaşmış her grubu izlemekten zevk duyarım. Sahneyi dolduran, güzel bir performans sunan grup malesef son 3 şarkıda yaşlarının etkisi ile göze batar şekilde yorulmaya ve gerek enstürmental gerekse vokalde ciddi performans kaybına uğramaya başladı. Yetmezmiş gibi son 20dk’da başlayan yağmur ilk etapta “Aaa, ne güzel. Moonspell’i yağmur altında dinliycez, atmosferik olacak” dedirtirken damlaların boyutu musluk suyu debisine ulaşmaya başladıktan sonra insanların akın akın kaçmasına sebep oldu. Ford çadırı altında son derece random bir grup gençle muhabbet edip mobil tente projesi ile kendilerinden fahri Kadıköy Anadolulu ünvanı aldıktan hemen sonra kifayetsiz organizasyon ekibinden gelen bir açıklama ile konserin iptal edildiği bilgisini aldık. Birinci elden duyduklarımız ve sorgulamalarımıza göre ses mixerlerinin meteorolojinin yağmur yağacağını bir hafta önceden belirttiği günde açık havada bırakılması nedeniyle ıslanıp iş göremez hale gelmesi sonucu, grubun sahne alma isteği ve hatta spor salonunda çalma önerisine organizatörler ve okul yöneticilerinin “amele” bir tavır takınması etkisiyle de yağmura kapılıp suya düştü ve konser iptal edildi. Malesef büyük heveslerle başlayan bir gün böyle sulu zırtlak bir sonuca ulaştı.
Günün önemli noktaları: Aşık olduğum kız, saçma sapan yer ve zamanlarda karşılaştığımız kimliği belirsiz gençler, arabayı yıkattığım gün yağan yağmur, diz üstü bilgisayarımın adaptörünün 3. kez bozulması.

Cumartesi:
Euro 2008 Logo Bir önceki gün festivale gitmek için işten erken çıktığım için saat 2 sularında kendimi ofiste bulup lanetli proje Bebedor üzerindeki çalışmalarıma devam ederek başladığım gün, bir cumartesi gününün daha ne kadar iğrenç bir start alabileceğine yönelik içsel sorgulamalarımla devam etti. Akşamüstü saatlerinde pek çok kişiye yönelik yoğun spamlarıma Habip ve Boğaç’tan olumlu tepki alarak milli maçı izlemek amacıyla bağdat caddesine doğru yola koyuldum. Caddebostan Havelka’da habip, boğaç ve merve ile maç keyfimiz, malum sonuçla sona ererken gecenin finalini yeni dostumuz t8E’ile Hera’da Mojitolar eşliğinde yaptık.
Günün önemli noktaları: En sevdiğim, manevi bağlantım olan çakımı eski sevgilimde unuttuğumu fark etmem, Tuncay’ın kötü futbolu, Servet’in ve Colin Kazım’ın iyi futbolu, Merve.

Pazar:
stardust-movie-poster.thumbnail Sıkıcı bir gün olacağı çok belliydi. Aptal, kapalı bir hava. Bu havada ya sinemaya gidersin, ya evde oturup sevgilinle sevişirsin…Ben? Ben Stardust izliyordum.
Çok çekimser bir şekilde download edip aylarca harddiskimde beklettiğim filmi t8E’nin olumlu yorumlarına dayanarak izlemeye karar verdim. Aman iyiki de izlemişim, hiç beklemediğim kadar güzel bir ‘masal’ çıktı içinden. Büyüklere masal işte, hayat bakışım değişmedi, gri hücrelerim fazla mesai yapmadı, ama film boyunca aptal aptal sırıttım. Yıldız parladıkça yüreğim biraz sızladı sanki, ama olsundu. Çok güzel filmdi. Filmen sonra t8E ile buluşmak üzere Kadıköy’e yollanıp biraz Nautilus’ta takıldıktan sonra Moda 2Πr(iki-pi-re) mekanını keşfe gidip kendimizi bir anda bir nişan kutlaması ortasında buluverdik. Nişanında Dire Straits çalarak gönülleri fetheden, sonra bedava viski vererek kendine aşık eden ve şahsımın hafızasında eski anılardan oluşmuş tüm olumsuz görüşleri bir anda yok eden mekan ikimizden de tam not aldı ve Bambi’de atıştırılan dürüm/tost ile bu pazar günü de sona erdi.
Günün önemli noktaları: En sevdiğim, manevi bağlantım olan ve eski seviglimde unuttuğum çakımın çöpe atıldığını öğrenmiş olmam, stardust filminin güzelliği, Sultans of Swing.

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Sarı Noktalar

Blag No Comments »

Yalnızlık AletleriYüzünde nefret dolu bir ifade var. Zaten kapısını tıklattığımda “gir!” diye mi bağırdı “öl” diye mi tam olarak anlayamadım. Olan sevimliliğimle “nasısın?” diyerek O’na doğru ilerledim. Uzandığı yataktan hafifçe toparlanırken “Nasıl görünüyorum” dedi. “Uzun” dedim… “Daha ne kadar büyümeyi düşünüyorsun?”

Gelip yatağının ucuna oturdum. Bir süre sessizlik oldu. Daha sonra, ben gözlerimi bir süredir bakmakta olduğum tavandan indirip, “Bu tavan senin mi? Pek hoşmuş”. İşin içine gözlerini katmadan, öylesine güldü. “Eee” dedi… “Seni ablam mı yolladı?” Gülerek başımla evet işareti yaptım. “Ablan beni bu işi çözmekle görevlendirdi. Günlük elli dolar artı masraflar üzerinden anlaştık”… Bu kez işin içinde gözleri de var, ne de güzel gülüyor.

Click to continue reading “Sarı Noktalar”

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Haftasonu ne olmuş? Kendime notlar-1

Blag No Comments »

Cuma günü ilginç bir Avcılar gezisi ile başlayan haftasonu, başlangıcından belli ettiği saçmalıkla devam etti. Tuvalet eğitim ve site içerik güncellemesi için bana göre süt onlara göre çikolata şeklinde şehir dışına bir yolculuk edasıyla Avcılarda bir fabrikada kendimi bulmam yeterince garipti, fabrikadaki kocaman Golden Retriever ile uzun uzun oynaştıktan sonra ziyaret amacımın yakınından bile geçmeyip kendimi 4 sayfayı dolduran bir istek tufanı ile yüz yüze buldum. Avcılar’a yaptığım yolculuk aynı zamanda bana neden istanbul merkez semtleri dışında oturmamam gerektiğini anımsattı. Bakırköy, bağcılar, fikirtepe gibi semtlerde de daha önce hissettiğim “ben bu herife kayarım be…” bakışlarına bir kez daha maruz kalmak hoş bir duygu değil.

taksim_by_hawksdream.thumbnailCuma sendromunu atlatıp güzel bir cumartesiye yelken açma planlarım anneyle bir taksim gezisi yaparak umut verici bir start aldı. Akşam saatlerine doğru muhtelif arkadaş ortamlarına davetleri değerlendirip kanat atakları ile gol bulma planlarımız defans hattında (n*2)+1 bir erkek grubu ile oluşan Cocktober Fest atmosferi ile karşılaşılması sonucu daha farklı bir sisteme gitme durumunda kaldı. Taksimdeki testesteron fazlası ve ziyadesiyle yabancı kalınan ortamdan çıkıp, İnönü stadını bilenler için söylüyorum, deniz tarafındaki kale mevkine denk düşen Kadıköy’e doğru Habip’le bir yolculuğa çıktık. Yine yeni yeniden kadıköy bizi olanca misapirmermerliği ile karşıladı. Reçel’de açık havada nargile keyfi üzerine tek büfede artistlenirken telefon kulübesi yumruklayan bir ayı ile şen dakikalar geçirdik. Bir sonraki durak Masal Evi’nde Habip’le olan her muhabbet gibi, kesinlikle ne olduğunu hatırlamadığım uzun diyaloglar kafamın içindeki “Ulan ben neden hep Tequila Sunrise içer oldum son zamanlarda?” soru işaretlerine düet oluşturdu.

sky_as_a_kite___by_kaleidos_copic.thumbnailPazar günü “iş yapıcam bugün” mottosu ile başladı. Çok kararlı bir şekilde masama oturmuşken bilinçaltımın zoruyla t8e’yi dürtklemem sonucu gelişen bir takım olaylar sonucu kendimi Taksim’de buluverdim. Cevabına son dönemlerde aşk hayatımdaki kilidi çözecek anahtar muamelesi yaptığım “Geek kızlar nerede takılır abi?”
sorusuna bir alternatif niteliğindeki Robinson Crusoe’nun çizgiroman dükkanına(t8e uyardı, ismi Gon imiş) biraz göz attıktan sonra t8e’nin enformatif cümleleri ile “Garanti bankası sponsorluğunda, Toplum Gönüllüleri Vakfı[citation needed]nın düzenlediği kitap okuma eylemi”nin yapı kredi yayınları önünde yapılıyor olmasının ironisi üzerine yaklaşık 20 dakikalık okuma zevkine ziyan geyikler çevirdikten sonra Peyote’de t8e ve kuzenleri ile biralandık. Kendisi kadar kuzenlerinin de sohbetine doyum olunmadığı onaylandıktan sonra ailemizin teddy bear’ının davetiyesi, gazı ve avcı içgüdüler eşliğinde taksimden caddebotan’a uzayıp popolu mopolu bi internet sitesinin buluşmasında çimenler üzerinde 15ytl’lik uyduruk bir topla(ki kendisi sonradan köşkün bahçesine kurban verilmiştir) pas yapayazdık. Çokmetre yüksekteki uçurtmayı takdir edip, hayatta bir vasfı olmayan her insan gibi uçurtma ve sahibi üzerine acımasız geyikler çevirdik.

Yapmam gereken işi yapmayışım ve bu durumun iş hayatıma olduğu kadar fizyolojime de olası etkilerini düşünürken nedense Bağdat Caddesinden evime doğru giden ne ömrümün en uzun ne ömrümün en kısa o yolunu katettiğim her zaman olduğu gibi dipsiz kör kuyulara atladı bilinçaltım.

Ayrılıkların 1. ayının sonları nedense hep ağır geçer benim için. Yerli yahut yersiz o “oh be kurtuldum, bundan sonra fakır olucam abi” havalarının sönüp sokaklarda, arabada, kalabalık arkadaş grupları içinde yine o yalnız adam rolüne bürnmek hoşuma gitmez, gitmiyor. Sanırım son günlerde bilerek ve istemeyerek ama engel de olmadan kendimi yanlış bir yöne doğru itiyorum, ve en kısa sürede geri dönmem lazım.

Bitti.

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

Şşşş! // Hush!

Blag No Comments »

Yoğun bir haftasonu, gergin bir cumartesi. Çok ama çok yorgunum. Sessizliğimi mazur görün, beni unutmayın. Yarın kendime gelince geniş çaplı bir güncellemede bulunucam.


After a memorably intensive weekend full of work and troubles, I feel totally exhausted. I’m sorry for the lack of interest but I promise I’ll make a mass update tomorrow. Meanwhile, please don’t forget me.

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]

blog.ebekulak.com

Blag 1 Comment »

Yeni blogum, yeni adresim, yeni evim en sonunda canlı yayına geçti. Her ne kadar abimin yapmış olduğu o güzelim tasarımı uygulayamamış olsam da (konu üzerine çalışma ve araştırmalarım devam ediyor) eskisinden çok daha içime sinen ve hoşuma giden bir yüz ve altyapı ile buradayım.

En baştan bana wordpress sistemini öneren ve yaşadığım çeşitli teknik sorunları aşmamda bana yardımcı olan Levonix, Arkebion ve Serhat’a, tasarım yardımında bulunan Abime bol teşekkürlerimle ;)

[Ask] [BlogBookmark] [Bloglines] [Blogsvine] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Faves] [Feed Me Links] [Furl] [Google] [Mixx] [MySpace] [Reddit] [Rojo] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email]
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS