*DING*
Her şey 2 yıl önce bugün, Ataşehir’de bir evin salonunda o an içinde bulunduğum can sıkıntısından ölmemek için bir blog açayım dedim. Blog açmanın en zor yani ona isim bulmaktı. Blog sahibi olmanın en zor yanının yazacak şeyler bulmak olduğunu çok yakın zamanda anlayacaktım.
Doğrusu ne yazacağımı bile bilmiyordum(hala da çok bilinçli bir blogger olduğum söylenemez), o yüzden ilk postum bir yılbaşı kutlamasıydı. İlk yıl baya başı boş geçti, yazıların arasına aylar girdi, aynı dönemlerde güncem.com ve ekşi sözlük’te de yazarlık yaptığım için bloga vakit ayırmak zor geliyordu, sonra teker teker diğer yazarlık yaptığım mecralardan uzaklaştım ve özel hayatımdaki iniş ve çıkışlarla doğru orantılı olarak yazılarımın artıp azaldığı bir tempoda Ebekulak’la ilgilenmeye başladım.
Bu yıl Mayıs ayının başında blogspot’tan ayrılıp wordpress’e ve kendi domainim üzerine geçtikten sonra Ebekulak tam olarak kimliğini buldu diyebilirim. Geek. Türkiye’de “geek” konseptinin algısındaki büyük yanlışlara başka bir yazıda değinirim ama özetle benim ilgimi çeken şeyler orada bi yerde birilerinin de ilgisini çekiyordur diye düşündüm. Field of Dreams’de bir söz vardı, “If you build it, they will come.”
Kendi alanıma taşınıp, konseptimi belirleyene kadar ziyaretçi sayım 4′ü geçmiyordu (her birinin ismini verebilirim).
Kendi alanıma taşınıp, konseptimi belirledikten sonra ziyaretçi sayım ortalama 14′e çıktı. İyifikir! ve Advertlover’ın reklamları sağolsun.
Ağustos ayında, “o şimdi asker” t8e yazar olarak katıldı.
En yakın arkadaşlarım veya sevgililerim asla düzenli okuyucum olmadı.
Kısaca, Ebekulak bugün bile hala benim çalıp benim oynadığım bir deli çadırı.
2. yıl, herkesden çok beni şaşırtıyor. Bunun bir 3.’sü olacak mı? Hiç bir fikrim yok, deliler gelecek planları yapmazlar, değil mi?